1 SANAT

‘11 yıldır koleksiyonerlerin tercihi’

YAZILAR

Çayyolu Life - Mehmet ÜNAL-  Art Nouveau

ART DECO

Art Deco, adını Paris’te 1925 yılında düzenlenen Exposition Internationale des Arts Décoratifs et Industriels Modernes (Uluslararası Modern Dekoratif ve Sınai Sanatlar) fuarından almış olmasına rağmen ilk örneklerinin 1910’lu yıllarda mimaride görülmeye başlandığı bir sanat akımıdır. Art Nouvea’nun Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra aldığı yeni form ve isim olduğu görüşü de hakimdir. Daha çok mimaride ve endüstriyel tasarımda görülen bu akım, Art Nouveau gibi gotik öğeler kullanmasına karşın kendinden önceki bütün sanat akımlarının tersine daha çok sınai üretime dayalıdır. Art Deco, süsden çok işlevselliğe önem veren bir üslup olmasına rağmen süslemelerde yalın bir görkemlilik ve güç hissedilmektedir. Estetik kökeni dışavurumculuk (ekspresyonizm) ve kubizm’e dayanır. Amacı, gelenekselin dışında şık bir estetik yaratmak, huzurlu ve entelektüel seviyesi yüksek bir beğeni düzeyi sergilemektir.


Art Deco’nun desenleri yalın, anlaşılması kolay, mantıkçı ve geometriktir. Süslemelerde doğanın stilize yorumları ile Amerikan Yerli Sanatı (Native American Art), Antik Mısır, Antik Yunan ve Erken Klasik Dönem etkileri görülür. Makineleşmenin günlük hayata sağladığı kolaylık insanlarda hayranlık uyandırmış ve evlerinden arabalarına, ev eşyalarından resmi yapılara kadar makineleşmeyi çağrıştıran tasarımlar talep etmeye başlamışlardır. Art Deco adeta modernleşmenin lokomotifi olmuştur. Bu dönemde seri üretimle birlikte orta seviyeli ekonomik gelire sahip ailelerin evlerinde yerini alan küçük elektrikli ev aletleri de art deco tasarım objeleridir. Günümüzde kullandığımız ev aletlerinde, mobilya, mutfak eşyaları ve aydınlatma tasarımlarında halen bu akımın etkisi görülmektedir. Özellikle retro olarak adlandırdığımız tasarımlar aslında birer art deco tasarımıdır. Görsel sanatlarda 1941 yılında gösterime giren Dave Fleischer’in Superman animasyonu bir Art Deco eserdir. Benzer şekilde Batman’in yaşadığı Gotham City’de devasa Art Deco yapılar mevcuttur. Eski Amerikan çizgi romanlarının çoğu art deco şehirlerde geçer. The Great Gatsby ve King Kong gibi dönem filmlerinde art deco tasarımları kıyafetler, objeler, binalar, iç mimari tasarımları ve arabalar gözlemlenebilir. Oscar ödülü en bilinen art deco tasarımdır.


1949 Buick

Art Nouveau akımının ünlü tasarımcıları olan Émile Gallé, Daum kardeşler ve René Lalique de art deco üslubunda pek çok tasarımlar üretmişlerdir. Bu tasarımcılara ait en güzel örneklerin bir arada 15 Haziran’a kadar görülebileceği yer,  İzmir’deki Arkas Sanat Merkezi’dir.

Art Deco’nun etkilediği alanlardan biri, kuşkusuz modadır. Dünyanın gelmiş geçmiş en önemli moda tasarımcılarından ve hatta dünya sanatını, popüler kültürü derinden etkilemiş olan Erte (Romain de Tirtoff) önemli bir art deco moda tasarımcısı, illüstrator, heykeltıraş, ressam, film ve sahne dekoratörüdür. 1990 yılında 96 yaşında ölümüne kadar sanatını bırakmamış, art deco’nun simgelerinden biri olmuştur. Tasarımlarında Çarlık Rusyası, Antik Mısır ve Yunan etkileri çarpıcı bir şekilde gözlenir.

Art Deco’dan bahsedilince ulaşım araçları tasarımlarından söz etmemek  büyük bir eksiklik olur. Art Deco araç tasarımlarında Streamline denilen bir tasarım şekli kullanılır. Aerodinamik olarak daha az hava direnci sağlayan bu tasarım şekli, öncelikle uçaklar ve denizaltılarda daha sonra otomobil, otobüs ve trenlerde görülür. Özellikle 30’lu yıllardan sonra üretilmiş otomobillerde Streamline’nın su damlasından, balık ve kuşlardan ilham alınarak yuvarlak hatlı, hareketli çizgilere sahip tasarımlar görüyoruz.


Art Deco’nun dünyada bilinen ilk mimari örneği olarak Finlandiya’lı mimar Eliel Saarinen’in 1919 yılında yaptığı Helsinki Garı kabul edilir. Art Deco özellikle sanayileşmenin çılgınca boyutlarda yaşandığı ABD’de çok yaygınlaşmıştır. New York tam bir art deco şehridir. William van Alen’in 1930 yılında tamamladığı ve New York’un simgelerinden biri olan Chrysler Binası, 1931 yılında tamamlanan ve yine New York’un simgelerinden olan Empire State Binası (bina 1972 yılında World Trade Center [Dünya Ticaret Merkezi]’in açılışına kadar Dünya’nın en uzun binası ünvanını elinde bulundurmuş, 11 Eylül 2001’deki saldırılardan sonra New York’un en uzun binası ünvanını acı bir şekilde geri almıştır) ve 1939 yılında mimar Raymond Hood tarafından bitirilen Rockefeller Binası, New York’un art deco yapılarıdır.


Ülkemizde de yine art nouveaunun olduğu gibi art deconun da güzel yapıları mevcuttur. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Anıtkabir’de bulunan kişisel eşyalarından bir art deco hayranı olduğunu anlıyoruz. Modern Türkiye’nin modernist tasarımlara ihtiyacı olduğunu gözlemleyen Atatürk, mimarlardan özellikle bu üslupta çalışmalar üretmelerini ancak içlerine geleneksel Türk motiflerinden esintilere yer vermelerini istemiştir. İstanbul’da 1920-1940 yıları arasında orta ve üst gelir seviyesi için yapılmış Talimhane, Cihangir, Ayaspaşa, Gümüşsuyu, Nişantaşı semtlerinde art deco örnekleri sıklıkla görülür. 1933 yılında Nihat Vedat (Tek) tarafından tasarlanan Pertev Apartmanı Art Deco’nun seçkin örneklerinden biridir. Yine aynı cadde üzerindeki Sedat Hakkı Eldem’in 1933 yılında tamamladığı eseri olan Ceylan Apartmanı, Sami Macaroğlu’nun Gümüşsuyu’ndaki mimari eseri Bosfor Apartmanı, Valikonağı Caddesi üzerindeki Melek Apartmanı gibi örnekler ile birlikte konut dışı ilginç örnekler de mevcuttur. Eminönü’ndeki Kuru Kahveci Mehmet Efendi Mağazası ilginç bir art deco örneğidir. Sanatçı Mazhar Resmol’ün Beyoğlu’ndaki dünyaca ünlü Markiz Pastanesi için yaptığı vitray çalışmaları da çok önemli birer art deco eserdir. Yine 1935-1937 yılları arasında inşa edilmiş olan Ankara Tren Garı, mimar Şekip Akalın tarafından inşa edilen dünya literatüründe önemli bir art deco yapıdır.



Chrysler Binası, New York

Art Deco Dolap

Anıtkabir ile ilgili biraz açıklama yapmak gereği duyuyorum. Atatürk’ün mezar kompleksi olan bu yapı, literatürde İkinci Ulusal Mimari Akım olarak adlandırılan bir üslubun eseridir. Bu üslubun 1939-1950 yılları arasında etkisini göstermiş olan totaliter ve milliyetçi akımlardan etkilenmiş bir mimari üslup olduğunu, ancak mimarlarının birer art deco tasarımcıları olduğunu söylememiz gerekir. Buradan yola çıkarak İkinci Ulusal Mimari Akım’ın tamamen art deconun Türkiye Milliyetçiliği yorumu olduğunu ve Anıtkabir’in de aslında bir art deco yapı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. 1941 yılında Anıtkabir için yapılan yarışmayı kazanan mimarlar Emin Halid Onat ve Ahmet Orhan Arda, birer art deco mimarıdır.




Art Deco ile ana sanat akımları yazı dizimi tamamlamış oluyorum. Umarım ortaçağdan itibaren aktarmaya çalıştığım sanat akımları ile ilgili yazılarımdan siz de benim kadar zevk almışsınızdır ve çevrenizdeki binalara, yaşadığınız şehre, farklı bir gözle bakmaya; dinlediğiniz müziği, gördüğünüz resmi ya da antika bir objeyi doğru yorumlamaya başlamışsınızdır. Bu yazı dizisinin 1 Sanat Art Management ve  TRT ortaklığı ile bir belgesel olarak TV programına dönüşmesi konusunda çalışma başlattığımızı bilmenizi isterim. Bundan sonra yazılarıma plastik sanatlarda modern ve çağdaş sanat akımları ile devam edeceğim ve koleksiyonerlerle birbirinden keyifli röportajlar yapacağım. Röportajlardan özellikle yeni koleksiyonerlerin, koleksiyoner olmak isteyen toplayıcıların oldukça faydalanacağını düşünüyorum.


Ankara Tren Garı

‘The Great Gatsby’ filminden bir görsel

MEHMET ÜNAL

Çayyolu Life, Mayıs 2014

Share on Facebook Share via e-mail Print