1 SANAT

‘11 yıldır koleksiyonerlerin tercihi’

YAZILAR

Çayyolu Life - Mehmet ÜNAL- Bauhaus

BAUHAUS

Sevgili okurlar, bu sayıda size önemi tüm dünyaca bilinen, halen kullandığımız bütün ev eşyalarının tasarımında etkisini sürdüren ancak ülkemizde az sayıda insanın bildiği Bauhaus Okulu’ndan bahsedeceğim. Okulun çok önemli sanatçılarının her birinin ayrı bölümde incelenmesi gerektiğini ancak burada kısa ansiklopedik bilgi vereceğimi bilmenizi isterim.


Bauhaus, varlığını çok kısa bir süre sürdürebilmiş ancak günümüze kadar plastik sanatlardan endüstriyel tasarıma kadar etkisini devam ettiren, fiziki varlığından çok manevi varlığı önemli olan bir okuldur. Fransızca’dan dilimize geçmiş olan ve aslında anlamı ‘okul’ olan ‘ekol’ kelimesinin tam karşılığı Bauhaus’tur diyebiliriz.




Walter GROPIUS

MEHMET ÜNAL

Çayyolu Life, Temmuz 2014

Bu okul, 20. yy’da mimari, endüstriyel tasarım ve plastik sanatlarda yeni modernist akımlar yaratmıştır. Mimar ve tasarımcı Walter Gropius tarafından 1919 yılında Weimar’da kurulan okulun amacı, I. Dünya Savaşı sonrası şehirleşmenin sorunlarına kendi branşlarında çözüm bulmaktır. Mimari, endüstriyel tasarım, şehir planlama ve plastik sanatlar bir bütün olarak ele alınmalıdır. Sanat, öğretilemezdir ancak zanaat öğretilebilirdir. Öğrencilere öncelikle zanaat öğretilen okulun manifestosuna göre sanatçı, zanaatkarın yüceltilmiş bir versiyonu idi.

Walter Gropius, üretimde standartlaşmayı, formun ve standardın fonksiyona bağlı kalması gerektiğini savunan görüşü benimsiyordu. Bu görüş aynı zamanda Almanya’nın savaş sonrası dönemde ekonomik üretim teknikleri kullanarak çok fazla ürünü uygun fiyatlarla satıp Avrupa’nın üretim üssü olmasını amaçlıyordu.


Bauhaus Okul Logosu

Bauhaus, genç bir girişimci mimarın projesi olmakla birlikte aynı zamanda dönemin genç kuşağının yeniden yapılanma sürecini de başlatmıştı. Böylece savaş sonrasında sanatçı, sanat ve makineyi uzlaştırmaya çalışırken, gençlik de ilk kez kendi hakları olan bir topluluk olarak algılanmıştı. Weimar, bu entelektüel devrimci ortamı kaldıramayacak bir şehirdi ve okul, 1925 yılında Dessau’ya taşınmak zorunda kaldı. Günümüzde halen ayakta olan Dessau’daki okul binası, Bauhaus’un tasarım iddiaları ile birebir örtüşüyordu. Dessau’ya taşındıktan sonra iç çekişmeler okulun yakasını bırakmadı. 1932 yılında okul Berlin’e taşındı ancak burada da Nazi yönetiminin baskılarına dayanamayarak 1933 yılında kapatıldı. Sanatçıların çoğu ABD’ye sığındı. Gropius, Chikago’da New Bauhaus’u kurdu. Günümüzde bu okul varlığını IIT Institute Of Design olarak devam ettiriyor.


BAUHAUS’DA TASARIM VE İŞLEVSELLİK

Savaş sonrası dönemde ailelerin modern yaşantısı yeni gereklilikleri beraberinde getirmişti. Üretimin artması ancak bununla birlikte ürünlerin hem üretimden hem tüketime maliyetinin düşük olması gerekiyordu. Bauhaus’un amacı da bu gereklilik ve zorunluluğu karşılayacak üretimi sağlamak için tasarım yapmaktı. Gropius’un tasarım dehasının altında Arts and Crafts Hareketinden, bu hareketin iki önemli ismi William Morris ve John Ruskin’den aldığı ilham vardı. Zanaat ve güzel sanatları mimari bir sentezde seri üretim çerçevesinde birleştirmeyi amaçlayan Gropius, Morris’in tersine makine yapımı seri üretim modellerini modern endüstriyel sistemle işbirliği içinde üretmişti.


Mies Van Der Rhoe tasarımı kolçaklı sandalye

Marcel Lajos Breuer tasarımı ‘Wassily’ kolçaklı sandalye

Olivetti daktilo

Endüstriyel tasarım, bugünkü anlamını Bauhaus sayesinde kazanmıştır dersek kesinlikle doğru bir cümle kurmuş oluruz. Üretimde süslemelerden kaçınılmış, fonksiyonellik amacı ile tasarımda sade çizgiler benimsenmiştir. Tasarımda sadelik, üretimde maliyeti düşürdüğü gibi hızı ve üretim miktarını da artırmış, bu durum da değerli sanatçıların tasarımlarının günümüzde halen üretilmesini sağlamıştır.

Okulun çok önemli öğretim görevlileri vardı. Bunlardan bazıları:


Marcel Lajos Breuer (1902-1981)

             Viyana Güzel Sanatlar Akademisi Sanat Bölümü ve Bauhaus Mobilya Tasarımı bölümünden mezun olan Breuer, 1925 yılında ilk çelik sandalyeyi tasarlarken sadece bir bisikletin gidonundan esinlendi. Bu, tasarım tarihinin seyrini değiştirdi. Boru biçimli çelikle yaptığı deneylerle, pek çok yenilikçi tasarıma imza attı. Bu tasarımlar arasında efsanevi “Wassily” sandalye de bulunuyor. Breuer, bu tasarımıyla uluslararası arenada tanınan bir tasarımcı olmuştu. 1930’lu yıllar boyunca, alüminyum ve lamine ahşap kullanarak yaptığı sıra dışı tasarımlarla ününü sağlamlaştırdı. 1928 yılında Bauhaus’da master yaparken, yalnızca ön ayakları üzerinde duran B32 sandalyeyi, 1930’ların ortasında İngiltere’ye taşındıktan sonra ise Isokon için Long Chair sandalyeyi tasarladı. 1937’de ABD’ye yerleşen Breuer, Harvard Üniversitesi’nde kısa süre hocalık yapmasının ardından, Amerika’da oldukça başarılı bir mimarlık kariyerine sahip oldu. Tasarladığı konutlar, üniversite tesisleri, kurumsal binalar, kiliseler ve müzeler, 20. yüzyıl ortası Modernist anlayışın en önemli eserleri olarak tarihe geçti.

Marcel Beuer 1973’de ABD’ye taşındı ve bu kez mimarlık üzerine yoğunlaştı. 1950’li yıllarda Paris’te bulunan UNESCO binasının tasarımına imza atanlardan biri oldu. 20. yüzyıl tasarım ve mimarlık dünyasının en önemli isimlerinden bir tanesiydi.


Wassily Kandinsky (1866-1944)

Ortaöğrenimini 1871’de Odessa’da tamamladı. 1886’da Moskova Üniversitesi’nde hukuk ve iktisat öğrenimine başladı.1893 yılında doktoraya denk bir akademik ünvan kazandı. 1896’da Estonya’daki Dorpat Üniversitesi’nden gelen profesörlük teklifini geri çevirdi ve 30 yaşında kendisini resme vermeye karar verdi. 1903’de Moskova’da ilk kişisel sergisini açtı, bir yıl sonra da Polonya’da iki kişisel sergi daha düzenledi. 1917’de Moskova’ya yerleşti. 1918 yılında Moskova Güzel Sanatlar Akademisi’nde profesörlüğe ve Halk Eğitim Komiserliği'nin sanat bölümü üyeliğine getirildi ve devlet tarafından kişisel bir sergi düzenlenerek onurlandırıldı.

Kandinsky, uluslararası ün kazandıktan sonra, 1922’de Bauhaus’ta ders vermesi için yapılan teklifi hemen kabul etti. Bauhaus’ta ders verdiği yıllarda ilk kitabı “Sanatta Tinsellik Üzerine”yi yazdı. 1926’da “Düzleme Göre Nokta ve Çizgi” adlı ikinci kitabını yayımladı. 1928’de Alman uyruğuna geçti ancak Bauhaus’un kapanması üzerine 1933’de Fransa’ya göç etti. 1939 yılında da Fransız uyruğuna geçti ve 13 Aralık 1944 günü hayatını kaybedene kadar Paris’de Neuilly-sur-Seine’de yaşadı.


Wassily Kandinsky

Paul Klee (1879-1940)

İlk olarak oryantalizmi öğrenen Klee, kendisine özgü tarzı ile dışavurumculuk, kübizm, gerçeküstücülük gibi pek çok akımda etkili oldu. Sanatçı renk teorisi hakkında çok fazla tecrübe sahibiydi ve bu tecrübelerini yazdı. Çalışmaları ressamın çocuksu perspektifini, mizah anlayışını, kişisel hislerini, inançlarını ve müzikselliğini yansıttı 1920’de Klee, Bauhaus'da dersler vermeye başladı. 1922'de Kandinsky de aralarına katıldı ve Klee ile Kandinsky'nin dostluğu Bauhaus'ta gelişti. Aynı yılın sonunda ilk Bauhaus sergisi ve festivali düzenlendi. Bu etkinlikler için Klee pek çok reklam malzemesi üretti. Bauhaus'ta çalıştığı dönemde Klee pek çok teori ve fikir geliştirdi.

Klee, aynı zamanda, Kandinsky, Feininger, and Jawlensky ile beraber Mavi Süvari isimli sanat grubuna üyeydi. Bu grup 1923 yılında kuruldu ve 1925 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde ders verdiler ve sergi açtılar. Aynı sene, Klee'nin Paris'teki ilk sergisi açıldı ve Fransız gerçeküstücüler ile iletişime geçti. Ressam 1928 yılında ziyaret ettiği Mısır'dan Tunus'a oranla daha az etkilendi. 1929 yılında, Will Grohmann tarafından yazılan sanatçı hakkındaki ilk monografi yayınlandı.

Klee, 1931'den 1933'e kadar Düsseldorf Akademisi'nde ders vermeye devam edebildi. Bir Nazi gazetesi hakkında "Bir Bauhaus eğitmeni olarak ünlenen Klee herkese safkan bir Arap olduğunu söylüyormuş. Oysa kendisi Galicialı bir Yahudi'den başka bir şey değildir." diye yazdı. Evi Nazilerce aranan Klee, işinden kovuldu. 1933-1934 yıllarında, Klee'nin Londra ve Paris'te sergiler düzenledi ve büyük hayranlık duyduğu Picasso ile tanıştı. Klee ailesi 1933 yılının sonlarında İsviçre'ye göç etti.


Pauk Klee

Mies Van Der Rohe (1886-1969)

Taş ustası olan babasıyla duvarcılık atölyelerinde çalıştı. 13 yaşına geldiğinde Berlin'e taşındı ve orada art-nouveau mimari ve mobilya tasarımları yapmaya başladı. 1907'de ilk tasarımını yaptı (Riehl Evi). 1908'de Mimar Peter Behrens ile çalışmaya başladı. 1913 yılında Berlin'de kendi mimarlık bürosunu açtı. Balkanlarda görev alıp döndükten sonra, gökdelenlerle ilgili çalışmalar yapmaya başladı ve kendi ofisinde tasarımlar yaptı. 1920'lerde Berlin avant-garde çemberinin içinde aktif rol aldı (Novembergruppe, Zehner Ring, G Dergisi) ve modern sanatı savundu. O dönemde Mies'in de bir bloğunun bulunduğu modern apartmanlar ve evler tasarlandı. 1930 yılında, Mies, Berlin ve Dessau'daki Bauhaus'un başına geçti. 1930'larda ekonomik ve politik değişiklikler yüzünden tasarladığı çoğu bina inşa edilememişti. Davet üzerine 1938'de Amerika'ya taşınmaya karar verdi. 1962'de New Art Gallery'nin tasarımını yapması istendiğinde kariyerinin doruk noktasına gelmiş oldu. Fakat galerinin açılışını göremeden Mies, 17 Ağustos 1969'da yaşamını yitirdi.

Yaz aylarının kavurucu sıcaklarının yerini yavaş yavaş serin ve yağışlı günlere bıraktığı sonbaharda size, aileniz ve sevdiklerinizle nice sağlık, mutluluk, başarı, huzur ve sanat dolu günler dilerim. Müzeler, sanat galerileri, sanat merkezleri sizleri bekliyor unutmayın!


Share on Facebook Share via e-mail Print