1 SANAT

‘11 yıldır koleksiyonerlerin tercihi’

YAZILAR

Çayyolu Life - Mehmet ÜNAL- Geleneksel Sanatlar -  Hat Sanatı III - Kullanılan Malzemeler

GELENEKSEL SANATLAR

HAT SANATI III - Kullanılan Malzemeler

Sevgili okurlar, Geleneksel Sanatlar yazı dizimin ilk konusu olan Hat Sanatı üzerine bu sayıda 3. Yazımı yazıyorum. Bu sayıda konumuz kullanılan malzemeler üzerine. Malzemeleri bilmenizdeki en önemli fayda bu malzemelerin de değerli bir koleksiyon objesi olmasıdır. Keyifle okumanızı dilerim.


Hat Kalemleri

MEHMET ÜNAL

Çayyolu Life, Aralık  2014

KALEM

Tabi ki en önemli malzememiz kalemdir. Ney olup neyzenin nefesi ile gizemli nağmeler çıkaran kamış, hattatın elinde kalem olup büyüleyici güzellikler yaratır. İslamiyet’te kalem kutsal bir varlıktır. İlk inen ayetlerde kalemden sıkça bahsedilmesi ve Kuran’da kalem isimli bir surenin olması bunun nedenidir.



Yazının tekniği ve boyutuna göre farklı materyallerden üretilmiş kalemler kullanılır. İnce yazılar için kamış kalem, biraz iri hatlar için bambu ya da kargı kalem, celi (büyük) yazılar içinse tahta kalemler kullanılır. En çok kullanılan kalem, kamış kalemdir. Kamış, ilk kesildiğinde kullanıma uygun değildir. Bir süre tezek altında bekletilip sertleşmesi sağlanır ancak sertlik derecesinin çok ince bir ayarı vardır. Ne çok sert ne çok yumuşak olmamalıdır. İnce, uzun ve düzgün silindirik şeklinde olmalıdır. Kamışların sağlamlığı, 20 cm kadar yükseklikten sert bir zemine bırakıldığında anlaşılır. Çıkardığı ses tok bir ses ise kalem sağlamdır, kısık ve cılız bir ses çıkarıyorsa çatlama ihtimali yüksektir. Metal uçlu kalemler de kullanılır ancak kamış kalem kadar el hareketlerine yatkın değildir.

KALEMTIRAŞ

Kalemtıraş, hattatın kamışının ucunu açtığı uzun saplı, kısa yüzlü bir bıçaktır. Hattatların yanlarında taşıdıkları divit ve kuburlarda özenle taşınırlar. Süslü olanları müzayedelerde ve antika mağazalarında koleksiyon objesi olarak satılmaktadır. Kalemtıraşların sapı fildişi, kemik, boynuz gibi farklı materyallerden yapılır. Kesici kısmın aldığı şekle göre söğüt yaprağı, selvi, cam kırığı ve küt gibi adlar alırlar.

             Kalemtıraş üretmek ayrı bir ustalık işidir. Kalemtıraş üzerinde o kalemtıraşı yapan ustanın, yuvarlak ya da armut, şişe, damla veya testi şeklinde bir oyuk içinde küçücük harflerle adının yazıldığı damgası vardır.

Kalemtıraşlar

MAKTA

Makta, hattatın kalemini kalemtıraşla açarken üzerine koyduğu bir malzemedir. Bunlar da fildişi, kemik, sedef ya da bağa (kaplumbağa kabuğu) gibi materyallerden üretilir. Maktaları hattatlar ya boyunlarına takarlar ya da ceplerinde taşırlar. Kalem, maktanın dışında demir, mermer yada camın üzerinde kesilirse ucu bozulur ve kullanılmaz. Bu konuda bir hikaye meşhurdur: Meraklı gibi görünen bir zengin kişi bir kalemtıraş ustasına gider ve bir kalemtıraş yapmasını ister. Usta, bu adamın hal ve hareketlerinden şüphelenerek ona bir kalemtıraş ve kamış vererek ‘Bunu kesiniz ki nasıl bir kalemtıraşa ihtiyacınız olduğunu anlayayım’ der. Adam eline aldığı kalemtıraşı alelade bir yerde kullanmaya kalkınca makta ustası adamın konunun cahili olduğunu, kalemtıraşı sadece gösteriş için istediğini anlar ve adamı ‘Sizin için kalemtıraşım yok’ diyerek gönderir.

Makta yapmak da ayrı bir ustalık işidir. Makta ustaları, kıl testeresi ve oyma kalemi kullanarak eserlerini çeşitli nakışlar, çiçekler, tarikat sikkeleri ve yazılarla süslemişler ve bu işi bir sanat haline getirmişlerdir. Makta ve kalemtıraşların en güzel örnekleri Topkapı Sarayı Müzesi’nde görülebilir.

Makta örnekleri

MÜREKKEP

Hat sanatında en çok kullanılan mürekkep, is mürekkebidir. İs mürekkebinin esasını is, arap zamkı ve saf su oluşturur. Elektriğin olmadığı dönemlerde camileri aydınlatmak için kullanılan kandillerin islerinin cami mimarisinde özel bir alan olan is odalarında birikmesi sağlanarak buradaki is, hattatlar tarafından kullanılmıştır. İyi is mürekkebi elde etmek için isin çok ince ezilmiş olması ve arap zamkı ile iyice karıştırılmış olması gerekir. Arap zamkı, Afrika’da yetişen bir tür akasya ağacından elde edilen kıvamlı, kahverenkli bir sıvıdır. Mürekkebe parlaklık vermek için ayrıca sığır ödü, sirke, bal, çivitotu suyu, Hacıbektaş tuzu gibi onlarca farklı malzeme de karışıma katılarak kullanılır. Çok yazı yazmış kişiler için kullanılan ‘çok mürekkep yalamış’ sözü, yazının düzeltilmesinde, silinmesinde yalama işleminin kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Altın suyu ve zırnık dediğimiz beyaz mürekkep de kullanılmaktadır.


KAĞIT

Hattatların bir esere başlamadan önce o eseri en iyi şekilde yazabilecekleri kağıdı üretmeleri ya da ahar ustalarından aharlanmış kağıt temin etmeleri gereklidir ancak bu işlem oldukça pahalı, zahmetli ve uzun süren bir işlemdir. Öyle ki hazırlanmış kağıtlar hazırlık işlemi bittikten sonra 1 sene bekletilerek kullanılırlar. Herhangi bir kağıt, kalemin rahatlıkla kullanılmasını, mürekkebin emilmeden ve dağılmadan kullanılmasını sağlayamaz. Kalemin kağıt üzerinde rahatlıkla gezebilmesi ve yazının keskin ve net şekilde kağıdın üzerinde durabilmesi için kağıtlar öncelikle aharlanma işleminden geçirilir. Yazılacak hattın çeşidine göre aharlama tekniği, kullanılan kağıdın kalınlığı, sertliği farklılık gösterir. Burada söylemem gerekir ki aharlama işi ayrı bir kitap oluşturacak kadar önemli ve detaylı bir konudur. Burada sadece genel bilgilendirme amacı ile yüzeysel değineceğim.


Aharlı Kağıt

Ahar formülleri çok çeşitli olmakla birlikte en çok kullanılan yöntem şudur: Beyaz şap, bir havanda dövülür ve sıcak suda eritilerek kaynatılır. Ham kağıtlar, bir tekne içerisinde bulunan bu karışım sıcakken karışıma daldırılıp çıkarılır ve gölgede kuruması beklenir. Bu işlem, kağıdın mürekkebi emmemesini, arkaya geçmemesini ve kalemin rahatlıkla kağıt üzerinde –kaymadan-  gezmesini sağlar. Sonra bir miktar nişasta, bir kapta iyice ezilip kaynamış suya boşaltılır. Nişasta kokusu geçinceye ve zeytinyağı kıvamına gelinceye kadar karıştırılır. Kurumuş olan kağıtlar bu suya daldırılır. Çıkarıldıktan sonra gölgede bekletilir, hafif nemli iken üst üste konularak dümdüz kalmaları sağlanır. Bu teknikle üretilen kağıtlar beyaz kağıtlardır ancak beyaz gözü yorduğu için çeşitli bitkiler kullanılarak aharlama işlemi sırasında kağıda renk vermesi sağlanır. En çok kullanılan ve edinmesi kolay olan çay bitkisi, kağıda krem rengini verir.

Mühre

Aharlama işleminden sonra bir hafta içerisinde mühreleme dediğimiz ayrı bir teknik daha kullanılır. Bu teknikte amaç, kağıdın çatlamamasını sağlamak ve parlatmaktır. Bir nevi ütüleme işlemidir. Mühreleme işleminden önce kağıt üzerine sabun ve onun üzerine mühre sürülür. Çakmak taşı, cam ya da deniz kabuğu mühreleme işinde kullanılır.


LİKAA

Mürekkep beklenenin aksine sıvı halde kullanılmaz. Saf su ile yıkanmış ham ipeğe Likaa denir. Mürekkep önce likaya yedirilir. Kalem likaya sürülür ve eser miktarda mürekkep kağıda sürülür. Kalem eğer direkt hokkaya daldırılırsa kalemin ucunda mürekkep toplanır ki istenmeyen bir durumdur. Kalemden çıkan mürekkep kağıda temas ettiği anda dağılır ve yazı başlamadan bozulmuş olur.


HOKKA, KALEMDAN, DİVİT

Likaa, hokka adını verdiğimiz muhafaza içerisinde durur. Hokkalar genellikle madeni, cam, seramik yada porselenden mamüldür. Genişliği derinliğinden fazladır. Hokkalar da birer önemli koleksiyon objesidir. Osmanlı pazarı için özel üretilmiş hokkalar genellikle Almanya veya Fransa’dan ithal edilmiştir. Ülkemizde de Yıldız Porselen Fabrikası’nda üretilmiş hokkalar dünyaca meşhurdur.

Hat makası ve Makta

Porselen Hokka Takımı

Kalemin içinde saklandığı ve genellikle silindir şeklinde üretilen kutulara kalemdan ya da kubur denilmektedir. Kalemdanlar da diğer hat gereçleri gibi birer koleksiyon objesidir. Farklı materyallerden üretilmiş kalemdanlar genellikle ebru kağıdı ile kaplanır.


Kalemdan ile hokkanın birbirine monte edilmiş şekline Divit denir. Divitler, taşıma amacı ile kullanıldıkları için genellikle pirinç ve gümüş gibi madenlerden üretilmişlerdir. Çok zafir, ince işçilikli, değerli madenlerden üretilmiş divitler hat sanatı ile ilgili en önemli koleksiyon objeleridir. Gümüşden üretilmiş divitlerde yapıldığı dönemi belirtecek şekilde dönemin padişahlarının küçücük tuğraları işlenir. Çok değerli birer koleksiyon objesi olarak müzayedelerde yüksek fiyatlara el değiştirirler. En değerlileri en eski olanları ve tombak işçilikli olanlarıdır.


Prinç Divit

KAĞIT MAKASI

Eskiden kağıtlar belli büyüklükte tabakalar halinde üretilirdi ve bu kağıtları, istenen boylarda kesmek gerekliydi. Bu amaçla her yazı takımında mutlaka bir makas bulundurmak gerekiyordu. Bu makaslar oldukça zarif, uzun gövdeli makaslardır. Makasların iki yüzü birbirine tam oturduğu için tek yüzlüymüş gibi görünürler. Makas üretmek de ayrı bir ustalık işidir. Makas üreten ustaların isimleri makas üzerine kazınır ya da kakılırdı. Gümüş ya da altın kullanılarak süslenen bu malzemeler de önemli birer koleksiyon objesi olarak antika mağazalarında ve müzayedelerde yüksek fiyatlara el değiştirmektedir.


Baba olmanın heyecanını ilk kez yaşadığım şu güzel sonbahar günlerinde hepinize esenlikler dilerim.


Share on Facebook Share via e-mail Print