1 SANAT

‘11 yıldır koleksiyonerlerin tercihi’

YAZILAR

Çayyolu Life - Mehmet ÜNAL- Geleneksel Sanatlar -  Hat Sanatı III - Kullanılan Malzemeler

GELENEKSEL SANATLAR

HAT SANATI IV - Levhalar

Sevgili okurlar, bu sayıda hat sanatının hayat bulduğu farklı uygulama çeşitlerini size anlatacağım. Önceki yazılarda da bahsettiğim konu şudur ki Hat sanatı bir deniz derya konudur. Ben sadece genel bilgi niteliğinde bilgi vermeyi amaçlıyorum.


Mustafa Halim Özyazıcı, Celi Sülüs İstif

MEHMET ÜNAL

Çayyolu Life, Ocak  2015

LEVHALAR

Levha, adı üzerinde ‘asılmak üzere yazılmış yazı’lardır. Büyük boyutlu eserler oldukları için ‘Celi’ yazı boyutlarındadır. Uzaktan okunabilir olması gerekir bu yüzden geniş ağızlı kalemle yazılırlar ya da kalıptan nakşedilirler. Küçük boyutlu yazılarda kusurlar göze batmaz ve rahatlıkla düzeltilirler ancak büyük boyutlu yazılarda hatalar çok göze battığı için büyük ustalık isteyen yazılardır. İstifli yazılar da birer tasarım eseridir ve yazının hem büyük boyutlu olması hem de istif olması bakımından çok zordur ve hat sanatındaki son aşamadır. Büyük usta Sami Efendi (1838-1912) levha konusunda en değerli hattatlardandır ve şöyle demiştir: ‘ Celi yazmadıkça esrarı-hatta (yazının gizemlerine) vakıf olunamaz’. Bu yüzdendir ki hat sanatında levhacılığın olgunlaşması ancak 18. Yy.’da gerçekleşebilmiştir. Burada kuşkusuz dönemin hakim ana sanat akımı olan barok ve rokoko’nun tasarıma dayalı disiplininin etkisi vardır.
            


Levhalar, sanatçının yaratma gücünün sınırlarını yansıtan, aynı bir tablo gibi özgün sanat eseri niteliği taşıyan eserlerdir. Yazının kalitesi, yumuşak geçişleri, istifindeki denge, hattatın duygu, beceri ve yeteneğinin göstergesidir.

Celi Sülüs Levhalar

Sülüs yazı, yazıya yeni başlayanların öncelikle öğrenmesi gereken, sanatsal değeri yüksek, estetik algıya hitap eden, el becerisini geliştiren, seyredende ve icra edende ölçülü olma hissi uyandıran bir yazı üslubu olarak levhalarda da sıkça kullanılmıştır. Kıvrak geçişlere sahip olması ve esnekliği sayesinde müsenna gibi istif levhalarda sıkça kullanılmasına rağmen kolay uygulandığı düşünülmemelidir, istif olarak icra edilmesi son derece zordur. İstif yazıda dengenin kaybolduğu anda hem estetik algı bozulur hem de yazının anlamı çok yanlış yerlere gidebilir ki bu durum hiç istenmeyen bir durumdur.

Müsenna Yazı

Celi sülüs yazının soldan ve sağdan karşılıklı yazılarak simetri etkisi yaratacak şekilde kısmen ortada birleşmesinden ve kesişmesinden doğan yazı çeşidine müsenna (iki bölümlü) ya da ‘aynalı yazı’ denir. Aynı yazının karşılıklı soldan ve sağdan ters yazılması ya da iki bölümlü yazının tasarım olarak tersinin karşılıklı yazılması ile ele edilen yazı şeklidir. Tekkelerde çoğunlukla kullanılmıştır. Tekke levhalarda cümlenin içerisinde ‘Allah’ sözü geçiyorsa bu, ayrıca yazılır ki nedeni ‘tevhid’ (Allah’ı birleme) anlayışıdır.

Müsenna Levha, Hattat Ferhat Kurlu

Celi Talik Levha

Levhalarda en çok kullanılan ikinci tür, Celi Talik’tir. Sülüs, kudreti temsil ederken talik yazı, zarafeti, duru ve yalın güzelliği temsil eder. Harflerin keskin uçları, havada asılı duruyormuş hissi uyandırır. Talik yazının güzelliği öyle etkileyicidir ki sülüs gibi istif tasarıma genelde ihtiyaç duyulmaz. İstif tasarımlarda talik harflerin havada duruyormuş hissi kaybolur.

Celi Talik Levha, Hattat Savaş Çevik

Zerendud Levha, Zırnık Levha

Gerek Celi Sülüs levhalarda gerek Cali Talik levhalarda yazının altın ile yazılmasına ‘zerendud’ (sürme altın) denir. Burada yazının dış hatları çizilir ya da kalıptan çıkarılır, sonrasında ise bu çizgilerin içerisi toz altından oluşturulmuş sıvı karışımı ile doldurulur. Burada en önemli husus, altının mümkün olduğunda homojen şekilde uygulanmasıdır. Tüm yüzeylere aynı oranda uygulanmaz ise eser çok kötü görünür. Zerendud levhalar, değer olarak diğerlerinden yüksektir.

Zırnık levhalar da koyu renk zemin üzerine yazılan açık renkli boya (sarı, beyaz, açık yeşil gibi) kullanılarak oluşturulmuş levhalardır. Zerendud levhalarda olduğu gibi zırnık levhalarda da boyanın dengesi çok önemlidir.

Tekke Levha, Hattat Mustafa Rakım

Zerendud Levha, Hattat İsmail Hakkı Altunbezer

HİLYELER

Bilindiği üzere İslam’da insan tasviri yasaklanmıştır. Aslında dinde böyle bir yasak yoktur ancak İslam öncesi Arap yarımadasında sanat, putperest inancın tekelinde şekillendiği için İslam devletinde yasaklanma ihtiyacı görülmüştür. Ne yazık ki günümüzde halen İslam coğrafyasında tasvir sanatı günah olarak görülmektedir.

Hilye sözcüğü Arapça’da ‘insandaki güzel nitelikler’ anlamındadır. İslam edebiyatında ve hat sanatında Peygamber’in fiziksel ve karakteristik özelliklerini, insani ve ahlaki niteliklerini, hal ve hareketlerini anlatan esrelere verilen genel bir addır. ‘Peygamber’in resmi’ olarak da adlandırılır. Kendisi de bir hattat olan Hz. Ali’nin sözlerinin kendi kaleminden çıkan ilk hilye Hz. Muhammed’in hastalığı döneminde peygamberin kendi isteği doğrultusunda yazılmıştır.

Levha şeklinde hilye yazımı ile ilgili bilinen ilk örneğin Hafız Osman (1642-1698) tarafından üretildiği kabul edilir. Levha yazmak bir hattat için çok büyük onur meselesidir. Bir hattatın hilye yazmış olması, diğer eserlerinin de değerini artırır. Önemli hilye hattatları; Seyyit Abdullah, Mahmud Celaleddin, Hacı Ahmed Arif, Mehmed Şefik, Kazasker Mustafa İzzet, Mehmed Vasfi, Mehmed Hulusi, Hasan Rıza, Yahya Hilmi, Mehmed Şevki, İsmail Zühdü, Mehmed Aziz Rufai, Kamil Akdik ve Hamid Aytaç ilk akla gelen isimlerdir.

Hilye-I Şerif, Hattat İsmail Bin Hakkı

Klasik Hilye formunda (görsele bakınız) şu bölümler vardır:

1-Baş makam Bu bölümde değişik yazı stilleriyle besmelelere yer verilmektedir.  Bu besmeleler genellikle celî (büyük) olarak yazılır. 
2-Göbek Bu bölümde, hilyede yer alacak olan Hz. Muhammed'in fiziki özelliklerinin çoğuna yer verilir. Bu bölüm mevcut hilyelerde daha çok daire şekilde kullanılmış olsa da,  hilyelerin bir kısmında oval ve dikdörtgen şekillerinde göbeklere rastlamak mümkündür. Bazı hilyelerde baş makamın sağ ve sol taraflarına Lafza-i Celâl ve İsm-i Nebî yazılarak, servi formatında koltuk kısmına kadar devam eden bölgeye Esma-i Hüsna ve Esma-i Rasül yazılmıştır.(Hattat Abdülkadir Efendi, Hattat Mahmud Celaleddin'e ve Hattate Esma İbret Hanım'a (Mahmud Celaleddin'in eşidir) ait hilyeler böyledir.) 
3-Hilâl Bu bölüm bütün hilyelerde bulunmaz. Hilâl, eğer hilyede yer alıyorsa yeşil ya da kırmızı altınla süslenir. Altının üzerine tezhip motifleri tatbik edilir.
Hilyelere dikkatlice bakıldığında süslemelerin hilâlin dışında kalan kare şeklindeki sahada yoğunlaştığı görülecektir. Tezhibin (süslemenin) yoğunlaştığı bu bölgeye çoğunlukla dört halifenin isimlerinin yazılması bir gelenek halini almıştır. Bu bölümde dört halifenin isimlerinin yanında Peygamberin torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in isimlerine de yer verilmiştir. Bu bölümde halifelerin isimleri yazılmayarak peygamberimizin dört meşhur isminin (Ahmed, Mahmud, Muhammed, Mustafa veya Ahmed, Mahmud, Hâmid) yer aldığı hilyeler de mevcuttur. Bazı hilyelerin bu bölümünde dört halifenin isimlerinin yerine cennetle müjdelenen on sahabenin isimleri yer almaktadır. Nadir de olsa bazı hattatlar, hilyelerin bu kısmına Kur'an'da isimleri geçen 28 peygamberin isimlerini yazmayı tercih etmişlerdir. 
4-Hz. Ebubekir 
5-Hz. Ömer
6-Hz. Osman
7-Hz. Ali
8-Ayet-i Kerîme Bu bölümde Hz. Muhammed ile ilgili ayetlere yer verilir. En çok da Enbiyâ Suresi'nin 107. Ayeti "Ve mâ erselnâke illâ rahmete'n lil-âlemîn", "Biz seni âlemlere ancak rahmet olsun diye gönderdik" ayeti kullanılır. Bu ayetin dışında üç ayet daha vardır ki kullanım sırasına göre şöyle sıralanabilir.
Kalem Suresi'nin 4. Ayeti:  "Ve inneke le-alâ  hulukin azîm", "Hiç şüphesiz, sen büyük bir ahlâk üzerindesin."
Fetih Suresi'nin 28 ve 29. Ayetleri: "Ve kefâ bi-llahi şehîden Muhammedu'n rasülullah", "Muhammed'in Allah rasulü olduğuna Allah'ın şehâdeti yeter."
Saf Suresi'nin 6. Ayeti:  "Ve mübeşşiran bi rasülin ye'tî min bağdi'smuhû Ahmed", "...Ahmed isminde bir rasulü de müjdeleyici olarak geldim..." 
9-Etek Bu bölümde hilye metnine devam edilir. Bu kısmın sonunda hilyeyi yazan hattatın ismi, imzası, dualar ve hilyenin yazıldığı tarih bulunur. 
10, 11-Koltuk Bu bölüm, hilyenin etek kısmını kuşatan iki boşluktan oluşmuştur. Koltuk adı verilen bu bölümlerde tezhip motiflerine yer verilir.  Bazı hilyelerin koltuk bölümlerinde "Levlâke levlâk lemâ halaktül eflâk", "Sen olmasaydın sen olmasaydın (Habib'im) ben bu âlemleri yaratmazdım" kudsî hadisi (kaynağını vahiyden alan hadis)  yer almaktadır.

Hattatlar, hilyelerde hemen her çeşit yazı stilini kullanmışlardır. Baş makam ve ayet bölümlerinde kullanılan yazılar Celi tutulmuştur. Hilyelerde standart bir ebat yoktur. Bununla birlikte günümüze kadar ulaşan hilyelerde kâğıt genişliğinin 50 santimetreden büyük tutulduğunu söyleyebiliriz. İstanbul'da bazı camilerde devasa hilyeler bulunmakla birlikte özel koleksiyonlarda çok değerli hilyeler bulunmaktadır. Müzayedelerde de yüksek fiyatlarda el değiştiren bu eserler, hat sanatının en değerli eserleri olarak kabul edilir.

Gelecek yazımda size Ferman, Berat, Tuğra konularını genel hatları ile açıklayarak Hat sanatına ayırdığım yazı dizime son vereceğim ve takip eden yazılarda diğer geleneksel sanatlarımızı anlatmaya devam edeceğim. Hepinize yeni yılın esenlik, şans, başarı, sağlık ve mutluluk getirmesini diler, sevdiklerinizle nice yıllar geçirmenizi dilerim.


Share on Facebook Share via e-mail Print